22 Temmuz 2019
  Ana Sayfa     Kültürümüz     Yöresel Fıkralarımız

 Yöresel Fıkralarımız

Köyümüz insanları hazır cevaptır.



MAZOZU BİTTİ
Törnüklünün biri yazın yaylaya göçmemiş köyde kalmış. Köyde o sene çok sıcak olduğundan ne kendileri sinekten koruna biliyormuş ne de sığırları.
 
Kendilerinden çok sığırlarını düşünen Törnüklü, aklına bir fikir gelmiş, bidonu aldığı gibi benzinciye koşmuş, bir bidon mazot almış ve ineklerin üzerine sürmüş mazotu.
Artık ineklere sinek gelmez olmuş ve rahatlamışlar.
 
Bir gün çocuklar inekleri otlatırken birde ne görsünler, mazotun etkisi geçince ineklerin üzerine sinekler konmuş, çocuklar babalarına çağırmışlar.
 
—    Babaaaa bizim ineğin mazotu bitti
  
Çocuklarını duyan Babaları cevap vermiş
 
— Tamam, telaşlanmayın el firenini çekin takoz atın gelin
 
TÖRNÜKLÜ BİLİR
Zamanın birinde Giresun’da yol çalışması sırasında, bir dozer kaybolur. Kimse dozerin nerede ve nasıl kaybolduğunu bilemezmiş.
Resmi makam, kurum kuruluş ve halk bir olmuş başlamışlar dozeri aramaya, ama mümkün mü? Dozeri bulmak. Tam bu sırada içlerinden biri durun! ‘’buldum’’ demiş. Herkes merak içinde adam dönmüş ve adam;
‘’Biz bu dozeri böyle aramayla bulamayız, nerede battığını bile bilmiyoruz. Bunu bilse bilse Törnük’lü bilir. Ben gidip sorayım da geleyim’’ demiş
Adam koyulmuş yola Doğankent yukarı Törnüğ’e yol olmadığından yürümeye başlamış. Acaba yol uzak mı bulabilir miyim diye düşünürken bir adama (Törnük’lü) rastlamış. Törnük’lü adamın yabancı ve uzak yoldan geldiğini, anlar ve nerelisin diye sorar. Adam umursamaz bir tavırla Giresunluyum der.
Törnük’lü ya hemşerim! Arıburnu’nda bir gemi batmış o gemi bulundu mu deyince adam, sen Törnük’lü müsün der ve geri döner. 
 
TIRMIT KÖKÜ
Günyüzü Köyü’nün tırmıt sektöründe gelişmesini sağlayan, Ali kızı Gülizar abla ormandan topladığı Tırmıtları satmak için, Tirebolu’ya iner ve satmaya başlar.
Müşterinin bir tanesi Ali kızı Gülizar abla döner ve şunu söyler:
"Siz bu tırmıtları satıyorsunuz tamam anladım ama bu köklerini niye ayırmıyorsunuz, yoksa kilosu fazla gelsin diye mi? "
Bunu duyan Ali kızı Gülizar abla cevabı hemen yapıştırır adamın anlına
"Siz bizim köye sattığınız hamsilerin kafasını ayıklayıp damı gönderiyorsunuz? "
Bunu duyan müşteri haklısın hanımefendi der. 
 
BU PARA ÇOK FAZLA (100 KRUŞ)
Elma teyzenin çobancılığı dönemlerinde başka bir sürüden ayrılan koyun Elma teyzenin koyun sürüsüne karışmış. Bunu fark eden Elma teyze koyunun sahibini bulmuş ve koyunu teslim etmiş.
Sürü sahibi Elma teyzenin bu jestine karşılık 50 kuruş vermek istemiş.
Parayı gören Elma teyze parayı geri çevirerek, biz çobanlar birbirimize bu konuda her zaman yardımcı oluruz. Ben insanlık adına Allah rızası için yaptım dese de sürü sahibi ısrarla parayı vermeye çalışmış.
Elma teyze sürü sahibini yalvarmasına daha fazla dayanamayarak parayı bir şartla kabul erdim demiş. Sürü sahibi her şartın kabul diyerek şartını sormuş.
Elma teyze sürü sahibine dönerek; gardaşım! Bu iyiliğin karşılığı bu kadar para değil, bu para bana çok fazla, sen bu 50 kuruşu al, bana 100 kuruş ver demiş. 
 
ELLİ KURUŞ
Yoksulluğun baş kaldırdığı, paranın pulun geçmediği yalnız ekmek ile suyun bilindiği Muhacirlik döneminde, Mahmut kızı Emine ile Kezban anne fındık satmaya gitmişler. Diyar diyar gezerken bir alıcıya rastlamışlar.
Emine ile Kezban annenin ihtiyaçlı ve uzak yoldan geldiğini anlayan alıcı daha fazla dolaşıp yorulmalarına gönlü razı olmayarak bütün fındıklara talip olmuş ve 60 kuruştan almaya karar vermiş.
Kezban anne 60 kuruşluk fiyata razı olmuş ve lakin Mahmut kızı Emine anne bu fiyata itiraz etmiş. Alıcıya dönerek ben bu fiyata vermem fındıkları demiş.
Alıcı; Teyze sen kaç paradan vereceksin fındıkları demiş,
Mahmut kızı Emine anne kendinden emin bir şekilde ben 50 kurutan aşa vermem fındıkları demiş.
Alıcı bu istek üzerine bütün fındıkları 50 kuruştan almış.
(elli kuruş kâğıt ve bütün para olduğundan, büyük para olarak kalmış hafızalarda) 
 
SEN BUNLARI AKŞAM DOLDURDUN
Sami Uzun emeklilik işlemlerini halletmek için sabah saat beşte kalkar ve otobüse binip, gidecek olduğu yere erken varmak ister, otobüs gelir. tıklım tıklımdır ve kendiside binmeye çalışır, zor mor ön ayağını atar otobüsün ön kapısından, kaptana sorar ya kaptan bey sen bunları akşamdan mı doldurdun buraya
Sami Uzun bir sonraki durakta iner ama millet halen gülmeye devam ederler, birazda Büyükşehir’in bu haline… 
 
FASAFİSO ve TAKATUKA
Törnüklü baltasını çelikletmek üzere Demirciler (Harıt) Köyüne gider.Usta alır baltayı eline, tek çalıştığı için Törnüklüye der;Geç Körüğün başına çevir.Törnüklü çevirir körüğü.
Demir iyice kızınca;Harıtlı;Al balyozu eline der.Törnüklü  ustanın tarif ettiği yere  vurur.Derken balta tamam olmuştur.Usta alır baltayı eline ileriye doğru uzatır.Bir gözünü kapatıp, bakar; tamam  iyi, güzel olmuştur der.
Törnüklü alır baltayı dükkandan çıkmak üzeredir.Harıtlı seslenir;Hemşehrim parayı vermedin der.Sorar Törnüklü kaç lira? Harıtlı;10 Lira
Törnüklü ; Arkadaş bunun FASAFİSOSU (Körük Çevirmek) benden, TAKATUKASI(Balyozla Demir Döğmek)benden...ha böyle yan gene bakmak 10 lira eder mi der, ama parayı verip gider.
(Hasan TEN) 



  İçerik Galerisi

 Yöresel   Fıkralarımız 

 Okunma Sayısı : 7851      Tarih :26.08.2015


Ad-Soyad
E-Posta
Yorum
 
Güvenlik Kodu