18 Eylül 2019
  Ana Sayfa     Röportajlar     Erdinç ÇAK

 Erdinç ÇAK

Erdinç ÇAK kimdir? Nasıl bir çocukluk dönemi geçirdi, ilkokula nerede nasıl başladı. Genel olarak ilkokul çağına kadar olan dönemi bir hayal edecek olursak kendinize nasıl biyografi çizersiniz?



Erdinç ÇAK kimdir? 
 
Nasıl bir çocukluk dönemi geçirdi, ilkokula nerede nasıl başladı. Genel olarak ilkokul çağına kadar olan dönemi bir hayal edecek olursak kendinize nasıl biyografi çizersiniz?
 
 
26 Nisan 1985 yılında Gümüşhane ili Kürtün ilçesi Günyüzü Köyünde doğdum. Doğduğum günümü annem aynen şöyle anlatıyor; iki tane kız çocuğumdan sonra bir oğlumun olması beni çok mutlu etti o güne kadar belki de hep tedirgindim ama o gün dünyalar benim oldu diye anlatıyor.  İlköğretimin ilk beş yılını Günyüzü Köyü İlköğretim Okulunda, geri kalan kısmını Giresun Tirebolu Kazım Karabekir İlköğretim okulunda tamamladım.
 
İlkokula başlama anımı anlatmak istiyorum; Rahmetli Veysel amca kapı komşumuz olması sebebi ile sürekli bana işinin inceliği olan ticaret zekâsı ile on koyunum var tekini bin liradan satsam ne kadar eder gibi sorular sorardı. Bende çocukluğun verdiği heyecanla merak eder onun sorduğu her türlü soruya cevap verirdim. Hiç unutmam ilkokul kayıtları yapılıyor Zeynel hoca çağalı düzünden cıktı geliyor Veysel amca hemen yola çıktı hoca bu çocuğu okula al dedi o da bu çok küçük hem de boyu da yok olmaz dedi. Hiç unutmam Veysel amca hocaya akıl yaşta değil baştadır devede de boy var ama eşeğin peşinden gidiyor gibi iki imalı laftan sonra Zeynel hocayı ikna etti. Sonra Veysel amca ömür ağacımın en güzel gecen yıllarından okul cağımdan iki yılımı bana bağışladı. Allah rahmet etsin.  
 
Tabi ilkokul yılları çok değişikti hocaların öğrencilere yaklaşımları farklı idi ben bir türlü ne yapsam kendimi ispat edemiyordum. Çünkü benim babam akşamları hocalarla lak lak yapmıyor onların oturduğu ortamda onlara yalakalık yapmıyordu. Kendi başıma kendi çabalarımla kendimi göstermem gerekiyordu. İlkokul birinci ve ikinci sınıfı zorla geçtim.
 
Sonrasında bir anımı daha anlatmak istiyorum. Dedem koyunumuz olduğu için sabahları erken kalkardı bende onunla beraber kalkıp yemeğimi yedikten sonra (kahvaltı yoktu) saat 7.00 da en geç okulun kapısında olurdum. Rahmetlik Muhtar Sedat amca anama ben yataktan kalkıyorum senin oğlan her sabah erkenden okula gidiyor. Bu çocuk okuyacak demiş. İlkokulu sınıfımın birincisi olarak tamamladım.
 

 
 
Neden ilkokulun geri kalan kısmını köyde değil de Tirebolu da tamamladın?
 
Köyde eğitimin iyi olmadığını düşünerek ablamın da liseye gitmek istemesinin üzerine annem beni ablama eşlik edeyim diye Tirebolu ya okula gönderdi.
 
Ortaokulda ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız?
 
Sıkıntılı yılar burada başladı benim için bunları burada yazmak ya da anlatmak benim anılarımı benim hatıralarımı zedeleyeceğinden söylemeyeceğim.Küçücük bir çocuk anneden babadan köyünden ayrı hiç tanımadığı bilmediği insanlar ile iç içe. Sadece bir örnek vermek istiyorum bu günlere kolay gelinmedi gül bahçesine girmek için çok bedeller ödendi. Sadece şu kadarını söyleyeceğim Orta okul yıllarım  tuvalet banyo içeride bütün arkadaşlarımın parmakları ile gösterdikleri farelerin cirit attığı ev demeye bin şahit lazım, bir odada tam üç yıl geçirdim.Yaşımın ilerlediği yıllarda orta okulu bitirip Tirebolu’dan ayrılırken bu mahalleye dönüşüm çok farklı olacak dedim ve ahtım oldu. Ben çok ezildim ortaokulda , yaşamış olduğum mahalledeki insanlara ve arkadaşlarıma karşı.
 
Aynı eziklik liseli yıllarda devam etti mi? Yoksa daha mı farklı bir ortam geliştirdiniz kendinize. Lise hayatından kısaca bahseder misin?
 
Lise hayatım küçük bir şehir olan Gümüşhane de geçmiş bulunmaktadır. Gümüşhane sosyal aktivitelerden yoksun bir şehir olduğundan dolayı gezmeye fazla bir yer yoktu; dolaysıyla okumak için ya da eğitim hayatının devamı için güzel bir şehirdi. Liseyi pansiyonlu olarak okuduğumdan ders çalışmak içinde uygun bir ortamdı. Şimdi buradan genç kardeşlerime bir tavsiyede bulunmak istiyorum haddime düşmeden;
 
Sevgili gençler eğer Gümüşhane gibi bir şehirde lise eğitimi alıyorsanız sakın üzülmeyin sıkılmayın ağlamayın bilakis sevinin
Çünkü böyle küçük şehirler sizin geleceğiniz için çok önem arz ediyor.
Neden mi sevgili kardeşlerim:
Gezme alanları ve sosyal aktiviteler kısıtlı olduğu için sürekli aynı yerleri gezmek dolaşmak belli bir zamandan sonra insana bezginlik verir. Bu sebeplerden dolayı ister istemez belli bir noktaya sabitlenip kalıyorsun eğer içinde de biraz gelecek kaygısı var ise her şey seni ders çalışmaya sürüklüyor.
 
Sevgili veliler;
Çocuğunuzun geleceği sizlerin elinde;
Onların eğitimlerine nerde ne şekilde  devam etmeleri gerektiğini,
Eğitim hayatında ve geleceğinde ne gibi zorluklarla karşılaşacaklarını
Kimleri örnek alması gerektiğini
Sizler onlara anlatacaksınız. Unutmayın ki bu günün gençleri yarının gelecekleridir.
 
Üniversiteye Nasıl Hazırlandınız?
 
Üniversiteye dershanelerin yapmış olduğu indirim sınavlarına katılarak derece aldım. Bunun sonucunda düşük maliyetle dershaneye kayıt yaptırdım. Dershane eğitiminin faydası kişinin azmine kendi bireysel çalışmasına bağlı olarak değişiyor yani dershaneye gitmek üniversiteyi kesin kazanacağı anlamına gelmiyor.
Her şey akılla mantığın buluştuğu noktada bitiyor.
 
Ve üniversite hayatı başladı. Üniversite eğitiminizden bahseder misiniz?
 
Lise eğitimini 2002 yılında Gümüşhane Lisesinde tamamladıktan sonra aynı yıl Erzurum Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ne kayıt yaptırdım.
Üniversite yaşantısı gerçekten çok zor; hayatımın en zor en imkânsız günlerini geçirdim diyebilirim. Gerek maddi gerekse manevi yönden…
 
Eğitim kitaplarının pahallı olması, ev sahiplerinin öğrencilere ev kirasını yüksek göstermeleri, üniversitenin şehrin dışında olması maddi anlamda beni üzen ve zor durumda bırakan başlıca etmenlerdi. Bunun dışında ailemde diğer kardeşlerimin de eğitimine devam etmesi bana ailemden düzenli para akışını güçleştiriyordu.
 
Gerçekten eğitim hayatım boyunca on beş gün cebimde ekmek almaya paramın olmadığı günlerim oldu. Bu günlere kolay gelinmedi. Çevre Mühendisliğinin iş imkânlarının kısıtlı olması maddi sıkıntılarım beni okulu bırakma aşamasına kadar getirdi. Sabahlara kadar bütün bu sıkıntılardan dolayı üzüldüğüm ağladığım günler oldu. Ama ne olursa olsun akılla mantığın buluştuğu noktada her şey biter ve imkânsızlar başarılır.
 
Çevre Mühendisliği eğitiminin ikinci yılında okul ve sınıf başarısından dolayı ÖSYM tarafından kendime sunulan Çift Ana Dal Programından yararlanarak Makine Mühendisliğine kayıt yaptırdı. Bu nokta benim tekrar kendime gelmemi İmkânsızların nasıl başarılabileceğini bana gösteren nokta oldu. Çünkü üniversite birinci sınıfta iken derslerimin iyi olmamasına rağmen ikinci sınıfta her iki dönem dede bütün derslerimi AA (en yüksek not) getirerek sınıf ve fakülte dercesine girdim. Bunun devamında gündüzleri Çevre mühendisliğini geceleri de Makine mühendisliğini okuyarak; 2006 Yılında Çevre Mühendisliğinden 2007 yılında da Makine Mühendisliğinden mezun oldum.
 
 
Mezun olduktan sonra ve hemen iş hayatına atıldınız.
 
Makine Mühendisliği son sınıfta iken Erzurum da arkadaşlarımla berber doğalgaz projesi çizmeye ve uygulama işine başladım. Erzurum da çok sayıda özel ve idari binanın doğalgaz tesisatının uygulama projesine imza atmış bulunmaktayım. Ancak eğitimini tamamladıktan sonra bu işten vazgeçtim. Aynı yıl Taşçı Makine (Taşçı Çelik Konstrüksiyon ve Vinç San. AŞ
 
Taşçı Mak. San. Tic.Ltd. Şti.) nin Gümüşhane Kürtün Akköy I HES şantiyesinde şantiye şefliği görevliğine başladım.
 
Devamında aynı şirketin Trabzon(Köprübaşı, Çaykara), Erzincan(Tercan),Artvin(Murgul), Erzurum(Tortum), Van(Sarı Mehmet),  Karaman(Merkez), Mersin(Mut)  şantiyelerinde kontrollük görevinde bulundum. Hala Taşçı Makine Şantiyeleri Şantiye Şefliği ve Koordinatörlüğü görevinde bulunmaktayım.
 
Biliyorsun köyümüzde son zamanlarda üniversite okuyan sayısı oldukça fazla bu konuda gençlerimizin geleceği ve başarılı bir çalışma sistemi ile ilgili neler söyleyebilirsin?
 
Evet, gerçekten son zamanlarda köyümüzde üniversite okuyan çok sayıda genç kardeşimiz var inanın ki onları gördükçe üniversite yıllarım, o zor meşakkatli her akşam vize final stresi olan günler, ay başı geldiğinde kira sıkıntısı, bekâr evinde kalanların akşam ne yemek yineceğiz, evi kim temizleyecek, bu akşam anamın yapmış olduğu güzel bir yemek olsa da onu yesek dediğim günler aklıma geliyor.
Ben buradan üniversite eğitimine devam eden ve üniversite adayı kardeşlerimize seslenmek istiyorum.
 
 
Üniversite eğitimine devam eden kardeşlerim; Unutma ki ailenin dişinden tırnağından artırarak sana göndermiş olduğu para senin eğitimin ve geleceğin içindir. Onların göndermiş olduğu parayı kahve köşelerinde orda burada yemek yerine artırabiliyorsan geleceğin için çok önemli olan İngilizce eğitimine, ya da sana faydalı olabileceğini düşündüğün seminer ve bilgisayar eğitim programlarına yatır. Yine unutmayalım ki üniversite eğitimi sırasında size faydalı olabileceğini düşündüğünüz her türlü eğitim programına katılmak sizin gelecek meslek hayatınızda sizlere referans olacaktır. Unutmayın bilgisayar bilgisi, İngilizce bilgisi sizleri bir adım öne geçirecektir.
 
Üniversite eğitimi için hazırlanan kardeşlerim; Sırf üniversiteli olayım, şu üniversiteye bir kapak atayım, gelecekte sizlere hiçbir şey kazandırmayacak bölümleri tercih yapmayınız. Bu güzel yıllarınızın boşa geçmesinden başka sizlere bir şey sağlamaz. Bunun yerine kendi istediğiniz severek isteyerek arzulayarak hayal ettiğiniz bölümleri tercih ediniz. Başarıya ulaşmak için sakın yolunuzdan sapmayınız. Eğer istiyorsanız bu yıl olmadı boş ver demeyiniz tekrar tekrar deneyiniz ve severek okuyacağınız hayal ettiğiniz eğitimi alınız.
 
Köyümüzde herkesin söylediği bir söz var askere gidince adam olursun seni adam ederler derler. Ben de hayatın gerçeklerini, zorluklarını, güzelliklerini, kendine güvenmeyi, kendi kendine karar vermeyi, sosyal yönlerini geliştirmesi için gençlerimizin üniversite eğitimi alması gerektiğini söylüyorum.
Hepinizin Allah yardımcısı olsun…
 
 
Zorlu dönemlerden geçtin çok sıkıntılar çektin bu dönemlerde yanında en büyük kimdi?
 
Evet, bu günlerimde benim yanımda birisi vardı annem; benden hiçbir şekilde desteklerini esirgemeyen ailem vardı.
Sonrasında yanımda Türkiye cumhuriyetinin üniversite öğrencilerine sunmuş oldukları geri ödemeli kredi desteği vardı. Başka minnet duyacağım her hangi kişi kurum ve kuruluş yoktur. Ancak benim başarımla gurur duyan beni tanıyan benim başarıma ortak olan köyümün güzel insanlarına dost ve arkadaşlarıma teşekkür ederim.   
 
 
Ayrıca her zaman kişiliklerini, yaşam tarzlarını, başarılarını örnek aldığım onların yeğeni olmaktan gurur duyduğum çok değerli dayılarım Tahsin İleri-Mustafa İleri ve ailelerine huzurlarınızda sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum iyi ki varsınız…
 
İzniniz olursa birkaç kişiye daha teşekkür etmek istiyorum. Giresun adliyesinden Ali Çak abime benimle aynı üniversiteden mezun olan aynı ekmeği paylaştığım çok değerli arkadaşlarım Mehmet Kozlu, Muhammet Ten ve Dursun Çak’a teşekkür ederim.
 
Son Söz Olarak Ne Söylemek İstersiniz?
 
Beni hatırlayıp benim duygularıma bir nebze öncülük eden siz değerli gunyuzum.com ailesine ve Erdal Kara’ya teşekkürlerimi sunarım.
 
Hayal ettiklerinizin bir gün yaşantınız olmasını temenni ederim. Teşekkürler.
 

Röportaj: Günyüzüm

www.gunyuzum.com

12 / 01 / 2009

 




 Erdinç   ÇAK 

 Okunma Sayısı : 7408      Tarih :25.08.2015


Ad-Soyad
E-Posta
Yorum
 
Güvenlik Kodu