17 Kasım 2019
  Ana Sayfa     Röportajlar     Salim KARA

 Salim KARA

Salim KARA’nın duydukları ve yaşadıkları hikayeden bir bölümüne kaleme aldık.



YAŞAYAN BİR TARİHTİR SALİM KARA


 

Günyüzü Köyü (Törnük) tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını geçmiş nesilden gelecek nesile aktarmayı kendine görev edinmiş, köyümüzde uslu ve akıl hocası olarak bilinen Salim KARA’nın duydukları ve yaşadıkları hikayeden bir bölümüne kaleme aldık.


 

I. Dünya savaşı sırasındaki Köyümüzün durumuyla ilgili bildiklerinizi aktarır mısınız?

 

I. Dünya savaşı esnasında Rusların bölgemizi işgalinden sonra seferberlik ilan edilmiş, köyümüz halkının bir kısmı Ordu, Ünye civarları bir kısmı da Yağlıdere, Espiye dolaylarına göç etmişler bu sırada köyümüz tamamen boşalmıştır ve 2.5 yıl boş kalmıştır. Boş olan köyümüzü işgal edilmiş, yağmalanmış köyümüzde bulunan binalar tamamen yakılıp yıkılmıştır.

 

 

Seferberlik sonrası köye yerleşme nasıl gerçekleşmiştir hangi sülaleler köye dönmüştür?

 

Bildiğimize göre köyümüzdeki bütün sülalelerden (Mehmetgil sülalesi hariç) yurtlarına dönmüşlerdir.2,5 yıl sonra yurtlarına dönen köy halkı köy için gerekli olan zamanın şartlarına uygun köprü, yol, çeşme, cami gibi ortak kullanım alanlarını inşa etmişlerdir. Çevre köylerden aletler temin edilip tarıma başlamışlardır. Tarımsal üretim buğday, mısır, arpa gibi tahıl üretimine dayanmaktaydı.

 

 

Yöremiz halkının yoğun olarak katıldığı ot göçü şenliklerinden bahseder misiniz?

 

Otgöçü şenliğine katılım seferberlikten 20 sene sonra başlamış günümüzde devam etmektedir. Köyümüz ayrılmadan önce topluca otgöçü şenliği yöremizin başlıca çalgıları olan kemençe, davul, zurna eşliğinde yaklaşık 5-6 saat süren bir yolculuktan sonra yaylaya gidilirdi. Bu yolculuk konak dediğimiz mevkiden toplanmayla başlardı. Yolculuk esnasında Kasımoluğu, Kez, Depükboz, Gölcüğez, Yıldırımkayası ve Sarıtaşboynu dediğimiz yerlerde horonlar tepilirdi. Bu yolculuk boyunca barut tabancaları, çifte, tekli kullanılırdı. Ot göçü şenliklerine perşembe günü köyden gidilir, Cuma günü Güvende’ye gidilir cumartesi köye tekrar gelinirdi.

 

Yaylaya giderken köyümüzün yerlisi olan ve halk tarafından çok sevilen Çaylamo diye bilinen ve köyümüzde Hacı diye bilinen kemençeci ayrıca sınır komşumuz Şıhlı’dan kemençe ustası lakap ismiyle Dereleso Mustafa KOCA kemençeleriyle yolculuğa renk katarlardı. Yolculuk esnasında çok sayıda türkü söylenirdi. Bunların bir kısmını hatırlatacak olursak köyümüzün şairlerinde ve kemençe ustası Eykabıro Salih Amca Hedük Aykurusu denen yerde şu türküyü söylemiştir.

 

 

Kara Tavuk okuyor

Fındığın kurusunda

Seni tutar da yerim

Hedük aykurusunda

 

Ayrıca köyümüzün Karahasanoğullarından babam Salih Karanın (Bekçi) çok sevdiği şu türküyü söylediğini hatırlıyorum.

               

Aynalı gülüzarım

Sen söyle ben yazarım

İki memen ortası

Olsun benim mezarım

 

Kemençe ustası Dereleso şu türküyü sıkça söylerdi.               

               

Bir kurşun atacağım

Koyunun keleğine

İpek peştemalını

Uydurmuş yeleğine

 

 

Eskiden halkımızın kullandığı giyisiler nasıldı?

 

Eskiden kullanılan elbiseler o devrin ekonomik koşullarına göre imal edilir daha çok koyun yün’ünden yapılan elbiseler kullanılırdı. Erkeklerin kullandığı elbiseler başlıca; kaytanlı zıpka, aba, silahlık, çakmak kabı (kavzanlık) , ayakkabı olarak çarık, kargaburunlu çarık, gözü olan çapula.

 

Bayanların giydiği elbiseler; findikoz, peştamal, fariz fistan, gutni yarlık, kolçaklı içlik, beyaz çember, atkı, Keşan gibi giyisilerdi. Günümüzde de kullanılan heybe süs eşyası olarak görünümlerine ayrı bir renk katardı.

 

Eskiden halkımızın kullandığı yiyecekler nelerdi?

 

Gendeme, alaçorba, sırgan, mısır ekmeği, azık olarak yerli buğdaydan yapılmış çörek, ocakta pişmiş kül somunu, fetir, yufka, helva gibi yiyecekler en çok kullanılan yiyeceklerdi. Hayvancılık yaygın olduğundan keçi, koyun, sığırdan elde edilen yağ, süt, peynir, süzme, çökelek, keş gibi gıdalar yaygın olarak yenirdi.

 

 

Eski düğünlerimizde söylen türküler,  manilerden biraz söylermisiniz?

 

Düğünlerimizde Kerem, Âşık Garip ve Tamzara gibi oturak havalar muhabbet esnasında veya yol havası olarak söylenirdi. Türkülerden aklımda kalanlardan birkaç tanesini söyleyeyim. Düğünlerde en fazla Türkü söyleyenlerden biri olan Zayım Karahan’ın söylediği birkaç dörtlüğü seslendireyim.

 

İneceğim dereye

Kıracağım buzları

Zonguldağa inersem

Göreceğim kızları

 

Yaylanın çimeninde

Koyun kuşluk olurmu

Kaç al gideli beni

Böyle puştluk olur mu

 

Hey ettim koyunumu

Anca geldi kuşlukta

Bizim köyün kızları

Hep ölüyor puştluktan

 

Günyüzü Köyü Yukarı Mahalle sakinlerinden Emekli Salim KARA ile geçmişimize ilişkin merak edilenleri sohbet havasında konuştuk. Bildikleri ve duyduklarını samimi bir şekilde bizlere aktardı.  Bizde bunları siz değerli ziyaretçilerim ve üyelerimizle paylaşmak istedik. Kendisine http://www.gunyuzum.com adına teşekkür ediyoruz.

 

Geçmişe dair içinizde bir şeyler kıpırdadıysa ne mutlu bize.

 

 

 

Röportaj: Kerim İLERİ - Hikmet UZUN

 

Günyüzüm

www.gunyuzum.com

12 / 04 / 2010

 




 Salim   KARA 

 Okunma Sayısı : 9297      Tarih :26.08.2015


Ad-Soyad
E-Posta
Yorum
 
Güvenlik Kodu